İstanbul'un Şişli ilçesinde Yılmaz U. isimli bir kişi, eşi Gülcan U.'yu silahla vurarak öldürdü. Olayın ardından kaçan Yılmaz U., bir gün sonra polis tarafından yakalandı. Bu olay, Türkiye'de kadın cinayetlerinin artışına dikkat çekerken, toplumsal güvenlik ve adalet sistemine yönelik eleştirileri de beraberinde getirdi. Kadın cinayetlerinin önlenmesi için acil önlemler alınması gerektiği vurgulanıyor.
12 Ekim 2024

Birleşmiş Milletler, kadın ve kız çocuklarına yönelik şiddetin boyutlarını ortaya koyan bir rapor yayımladı. Rapora göre, 2023 yılında 85 bin kadın ve kız çocuğu kasıtlı olarak öldürüldü ve bu ölümlerin yüzde 60'ı eşleri veya aile bireyleri tarafından gerçekleştirildi. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, bu durumu insanlık için utanç verici olarak nitelendirdi ve dünya genelinde kadınlara yönelik şiddetin artmakta olduğunu vurguladı. Afrika, kadın cinayetlerinin en yüksek olduğu kıta olarak öne çıkarken, Amerika ve Okyanusya da yüksek oranlara sahip.
25 Kasım 2024

İpek Özbey, Albert Camus'nün 'Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın' sözünden yola çıkarak Türkiye'deki ölüm olaylarını inceledi. İstanbul'da bebeklerin hastane çetesi tarafından öldürülmesi ve Diyarbakır'da kaybolan Narin Güran'ın ölümü gibi olaylar ele alındı. Ayrıca, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun Kasım ayı raporuna göre, 32 kadının katledildiği ve 26 kadının şüpheli şekilde hayatını kaybettiği belirtildi. Bu olaylar, Türkiye'deki toplumsal şiddet ve kadın cinayetleri sorunlarına dikkat çekiyor.
6 Aralık 2024

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Derya Yanık, İstanbul Sözleşmesi'nin varlığı veya yokluğunun kadın cinayetlerini etkilemediğini ifade etti. Yanık, AK Parti'nin kadınlara önem vermediği eleştirilerine karşı çıkarak, partinin kadına yönelik şiddetle mücadelede önleyici tedbirler aldığını savundu. İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılmasının ardından kadın cinayetlerinin arttığı iddialarına da yanıt veren Yanık, bu tartışmaların kısır bir döngüye yol açtığını ve yasal düzenlemelerin gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti.
11 Ekim 2024

MetroPoll Araştırma'nın yaptığı bir çalışmaya göre, Türkiye'de halkın yüzde 76,8'i kadınların şiddet olaylarına karşı güvende olmadığını düşünüyor. Araştırma, İstanbul'da Ayşenur Halil ve İkbal Uzuner'in öldürülmesi olayının ardından yapıldı. Katılımcıların sadece yüzde 21,4'ü kadınların güvende olduğunu belirtirken, bu oran AKP seçmenleri arasında yüzde 59,7 olarak belirlendi. Araştırma, Türkiye'de kadınların güvenliği konusundaki endişelerin yaygın olduğunu gösteriyor.
6 Ekim 2024

Rahmi Turan, 9’uncu Yargı Paketi'nde yer alan ve kadınlar için büyük bir tehdit oluşturan değişiklikleri ele alıyor. Özellikle 6284 sayılı şiddetle mücadele kanununun en önemli caydırıcı unsuru olan 'Zorlama Hapsi'nin kaldırılmak istenmesi, kadın hakları savunucuları tarafından büyük tepkiyle karşılanıyor. CHP Genel Başkan Yardımcısı Aylin Nazlıaka, bu değişikliğin kadın cinayetlerini artıracağını ve iktidarın bu cinayetlerden sorumlu olacağını belirtiyor.
4 Haziran 2024

Şarkıcı Hadise, İstanbul'da gerçekleşen kadın cinayetlerine tepki göstererek, kadınların sokakta rahat yürüyemediğini ve bu durumun değişmesi gerektiğini belirtti. Konserinde yaptığı konuşmada, kadınların arabalarına yürürken bile korku yaşadıklarını ifade etti ve devletin bu konuda harekete geçmesi gerektiğini vurguladı. Hadise'nin bu açıklamaları, Türkiye'de kadın cinayetlerine karşı artan tepkilerin bir parçası olarak dikkat çekti.
6 Ekim 2024

Avrupa Konseyi, Türkiye'de insan kaçakçılığı mağdurlarının sayısının arttığını belirterek daha güçlü mücadele çağrısında bulundu. 2019-2023 yılları arasında Türkiye'de 1466 insan kaçakçılığı mağduru tespit edildi, bu sayı önceki dört yıla göre iki kat arttı. Raporda, mağdurların çoğunluğunu kadınlar ve çocuklar oluştururken, cinsel ve emek sömürüsü en yaygın sömürü biçimleri olarak öne çıkıyor. Türkiye, göçmen politikaları ve sınır güvenliği konularında eleştirilere yanıt vererek, insanlık dışı uygulamaların olmadığını belirtti.
22 Ekim 2024

Avrupa Konseyi, Türkiye'de insan kaçakçılığı mağdurlarının sayısının arttığını belirterek daha güçlü mücadele çağrısında bulundu. 2019-2023 yılları arasında Türkiye'de 1466 insan kaçakçılığı mağduru tespit edildi, bu sayı önceki dört yılda 775'ti. Mağdurların çoğunluğunu kadınlar ve çocuklar oluştururken, cinsel ve emek sömürüsü en yaygın sömürü biçimleri olarak öne çıkıyor. Türkiye, mülteci ağırlama kapasitesiyle dikkat çekerken, sınır güvenliği ve düzensiz göçle ilgili eleştirilere yanıt verdi.
22 Ekim 2024

Fransa'da yapılan bir araştırmaya göre, 2022 ve 2023 yıllarında ölümle sonuçlanan trafik kazalarının yüzde 84'üne erkek sürücüler neden oldu. Ayrıca, alkollü araç kullanımı sonucu meydana gelen kazaların yüzde 93'ünde de erkek sürücüler yer aldı. Kurbanlar ve Vatandaşlar Derneği, bu veriler ışığında yol güvenliğini artırmak amacıyla 'Kadın Gibi Sür' kampanyasını başlattı. Kampanya, sürücülere daha dikkatli ve sorumlu olmaları çağrısında bulunuyor.
14 Mayıs 2024

Birleşmiş Milletler, kadın ve kız çocuklarına yönelik şiddetin boyutlarını ortaya koyan bir rapor yayımladı. Rapora göre, kadın ve kız çocuk ölümlerinin yüzde 60'ı eşleri veya aile bireyleri tarafından gerçekleştiriliyor. 2023 yılında dünya genelinde 85 bin kadın ve kız çocuğu kasıtlı olarak öldürüldü ve bu ölümlerin 51 bin 100'ü aile içi şiddet kaynaklı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, bu durumu insanlık için utanç verici olarak nitelendirdi ve küresel eşitsizliklerin bu durumu daha da kötüleştirdiğini belirtti.
25 Kasım 2024

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, kadına yönelik şiddetle mücadelede devletin tüm birimlerinin sıfır tolerans ilkesiyle hareket ettiğini açıkladı. Göktaş, medyanın toplumu değiştirme ve dönüştürme potansiyeline dikkat çekerek, medyada kadına yönelik şiddetin sunuluş biçiminin şiddeti normalleştirdiğini belirtti. Bakan, şiddet haberlerinin sansasyonel bir üslupla değil, toplumsal farkındalık uyandıran bir şekilde işlenmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, kültür, sanat ve medya alanında çalışanların kadına yönelik şiddetin önlenmesinde önemli bir rol oynayabileceğini ifade etti.
15 Ekim 2024

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Türkiye genelinde kadına yönelik şiddet ve diğer sosyal riskleri belirlemek amacıyla 81 ilde mahalle mahalle sosyal risk haritası çıkarılacağını açıkladı. Bu haritalar, kadına yönelik şiddet, çocuk istismarı ve bağımlılık gibi sosyal sorunların bütüncül olarak görülmesine olanak tanıyacak. Elde edilen verilerle her bölgeye özgü koruyucu ve önleyici faaliyetler geliştirilecek. Çalışma, Adalet, İçişleri, Milli Eğitim, Sağlık, Gençlik ve Spor bakanlıkları ile koordinasyon içinde yürütülüyor.
15 Ekim 2024

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) nüfus projeksiyonu verilerine göre, 2026 yılında Türkiye'deki kadın nüfusu erkek nüfusunu geçecek. 2026'da ülke nüfusunun 86 milyon 654 bin 276'ya ulaşması beklenirken, kadın nüfusunun erkek nüfusundan 25 bin 834 kişi fazla olacağı öngörülüyor. Bu eğilimin 22. yüzyıla kadar devam edeceği ve 2100 yılında kadın nüfusunun erkek nüfusundan 1 milyon 371 bin 922 kişi fazla olacağı tahmin ediliyor. Ayrıca, 2075 yılında her üç kişiden birinin yaşlı olacağı belirtiliyor.
31 Temmuz 2024

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'ne (İSİG) göre, 2024'ün ilk altı ayında 878 iş cinayeti kaydedildi. En çok ölüm inşaat-yol, tarım-orman ve taşımacılık sektörlerinde gerçekleşti. Önde gelen ölüm nedenleri ezilme, göçük, trafik kazası ve yüksekten düşme olarak sıralandı. İstanbul, işçi ölümlerinin en çok olduğu kent olarak öne çıkarken, hayatını kaybeden işçilerden 33'ü çocuk, 36'sı ise mülteciydi.
11 Temmuz 2024

Dijital dünya, gerçek dünyanın ayrımcılık ve eşitsizliklerini yansıtmaya devam ediyor. Erkeklere mühendislik gibi, kadınlara ise aşçılık ve temizlik işçiliği gibi iş ilanları gösterilmesi, siyasi içeriklerin erkeklere daha fazla sunulması gibi örneklerle cinsiyet ayrımcılığı dijital ortamda da kendini gösteriyor. Big Tech firmalarının kullanıcı verilerini kullanarak yaptığı ayrımcılık, kadınların iş ve sosyal hayatta karşılaştığı zorlukları artırıyor. Bahçeşehir Üniversitesi Yeni Medya Bölümü öğretim üyesi Dr. Melis Öneren Özbek ile yapılan röportajda, yapay zekâ ve algoritmaların cinsiyet ayrımcılığını nasıl pekiştirdiği ve kadınların bu durumdan nasıl korunabileceği üzerine görüşler paylaşıldı.
8 Mart 2024

Kadın Girişimciler Derneği'nin (KAGİDER) hesaplamalarına göre, Türkiye'de 10 kadından yedisinin herhangi bir geliri bulunmuyor. KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) yoksulluk ve yaşam koşulları istatistiklerine göre yoksulluk oranının 2023'te yüzde 13,9 olduğunu belirtti. Bezircioğlu, çalışma yaşındaki kadın nüfusunun sadece yüzde 35,8'inin iş gücünde olduğunu ve kadınların yüzde 65'inin herhangi bir geliri olmadığını vurguladı.
25 Eylül 2024

YÖK'ün 2024 istatistiklerine göre, kadınların akademideki oranı %46.4, üniversitelerdeki kız öğrenci oranı ise %51.7'ye ulaşmış durumda. Ancak, Türkiye'deki 127 devlet üniversitesinden sadece 6'sının rektörü kadın. YÖK'ün 43 yıllık tarihinde hiç kadın başkan atanmamış ve mevcut 19 üyesinden sadece 2'si kadın. Bu durum, yükseköğretimde kadınların erişim ve temsil oranlarının artmasına rağmen, yönetim kademelerinde cinsiyet eşitsizliğinin devam ettiğini gösteriyor.
16 Şubat 2024

Sakarya Üniversitesi, Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu hakkında, kadın cinayetlerini 'İslami hassasiyet' eksikliğine bağlayan sosyal medya paylaşımı nedeniyle soruşturma başlattı. Sofuoğlu, İkbal Uzuner ve Ayşenur Halil cinayetleriyle ilgili olarak, İslami değerlerle yetiştirilmiş olsalardı bu cinayetlerin yaşanmayacağını iddia etti. Üniversite, Sofuoğlu hakkında daha önce de benzer nedenlerle disiplin ve ceza soruşturmaları açıldığını belirtti. Bu olay, Türkiye'de kadın cinayetleri ve toplumsal cinsiyet eşitliği konularında süregelen tartışmaları yeniden gündeme getirdi.
8 Ekim 2024

Türkiye İstatistik Kurumu'nun 2023 yılına ait 'İstatistiklerle Kadın' raporuna göre, Türkiye'de her dört kadından biri gece yalnız yürürken kendini güvensiz hissediyor. Kadınların iş gücüne katılım oranı erkeklere göre daha düşük olup, yükseköğretim mezunu kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 68,8 olarak belirlenmiştir. Ayrıca, kadınların erkeklerden daha az maaş aldığı ve üst düzey yönetici pozisyonlarında daha az temsil edildiği gözlemlenmiştir. Evlilik ve boşanma istatistikleri de raporda yer almakta olup, ortalama ilk evlenme yaşı kadınlarda 25,7, erkeklerde 28,3 olarak kaydedilmiştir.
6 Mart 2024
İşaretlediklerim