Barış Terkoğlu, Türkiye'de yargı mensuplarının ve devlet kurumlarının siyasi tarafsızlığını yitirdiğini ve adaletin militanlaştığını iddia ediyor. Gökçeada Belediye Başkanı örneği üzerinden, seçim kurulu başkanının İYİ Parti'ye karşı tarafsızlığını ihlal ettiğini ve sonrasında ödül gibi yeni bir göreve tayin edildiğini belirtiyor. Ayrıca, Yargıtay Başkanlığı seçimlerinin uzun süre sonuçlanmaması ve Yargıtay üyelerinin ideolojik bağlarla oy kullanmasının tehlike sinyalleri verdiğini vurguluyor.
28 Mart 2024

Mehmet Tezkan, iktidarın hukuku ve Anayasa'yı askıya aldığını ve bu durumun Türkiye'de ciddi sorunlara yol açtığını iddia ediyor. Anayasa Mahkemesi ve TBMM'nin kararlarının tanınmadığını, milletvekillerinin ve milli iradenin de askıya alındığını belirtiyor. Tezkan, bu durumun Osman Kavala davası ve Gezi davası gibi örneklerle desteklendiğini ifade ediyor.
8 Temmuz 2024

Esfender Korkmaz, Türkiye'deki mülteci sorununun ve hukuki sorunların ekonomik istikrarı engellediğini belirtti. Toplumun büyük bir kısmı mültecilerin geri dönmesini ve yeni mülteci girişinin yasaklanmasını istiyor. Ayrıca, Türkiye'nin hukukun üstünlüğü ve insan hakları konularında düşük sıralamalarda yer aldığına dikkat çekildi. Korkmaz, demokratik ve hukuki altyapı düzeltilmeden yatırım ve güven ortamının sağlanamayacağını vurguladı.
26 Mayıs 2024

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 9’uncu Yargı Paketi'nde yer alan etki ajanlığı düzenlemesi hakkında kamuoyunda yanlış bir algı oluşturulduğunu belirtti. Tunç, düzenlemenin Türkiye aleyhine çalışanların cezalandırılmasına yönelik olduğunu ve habercilerin cezalandırılacağı yönündeki algının doğru olmadığını vurguladı. Düzenlemeye göre, yabancı devlet veya organizasyonların çıkarları doğrultusunda çalışan Türk vatandaşları ve Türkiye'de bulunan yabancılar hakkında araştırma yapanlar hapis cezası alacak.
26 Haziran 2024

Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk, Türk Demokrasi Vakfı'nın düzenlediği toplantıda Türkiye'deki yargı sistemini eleştirdi. Selçuk, Türkiye'de verilen yargı kararlarının yüzde 99'unun geçersiz olduğunu ve mahkemelerin bağımsızlığının olmadığını belirtti. Ayrıca, yedek yargıç kurulunun işlevsiz olduğunu ve kendisinin bile hak arama özgürlüğünü kullanamadığını ifade etti.
31 Mayıs 2024

Yalçın Doğan, Türkiye'de demokrasiye dönüş sürecinin olup olmayacağını ve bu süreçte gerçekleşmesi beklenen reformları sorguluyor. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanıp uygulanmayacağı, yargı bağımsızlığının sağlanması, ifade ve basın özgürlüğüne dönülmesi, politik tutukluların serbest bırakılması gibi konulara değiniliyor. Ayrıca, kamu sınavlarında mülakatın kaldırılması ve çevre talanına son verilmesi gibi ekonomik ve çevresel konular da ele alınıyor.
7 Mayıs 2024

Ayşenur Arslan, son yazısında Türkiye'de laiklik ilkesine yönelik tartışmaları ele alıyor. Ata Parti Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek'in danışmanı Oğuz Uçar'ın kendisine ulaşarak, Ata Parti'nin AKP'yi laik cumhuriyet ilkelerine aykırı eylemler nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayet ettiğini bildirdiğini aktarıyor. Şikayetin, AKP'nin 2008 yılında aldığı devlet yardımının yarısının kesilmesine yol açan eylemlerine dayandığı belirtiliyor. Arslan, Türkiye'de laiklik karşıtlığının artık söylemden eyleme geçtiğini ve önümüzdeki seçimler sonrası ekonomik ve siyasi alanda büyük değişiklikler beklendiğini ifade ediyor.
10 Şubat 2024

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, DEM Parti'nin PKK lideri Abdullah Öcalan'la görüşme talebine ilişkin bir açıklama yaptı. Tunç, başvurunun dün yapıldığını ve konunun değerlendirildiğini belirtti. Bu açıklama, İmralı Cezaevi'nde tutuklu bulunan Öcalan'la ilgili gelişmeleri takip edenler için önemli bir bilgi olarak öne çıkıyor.
27 Kasım 2024

Barış Pehlivan, Yargıtay, Danıştay ve bölge adliye mahkemelerinde görev yapan hâkimler ve savcılarla yaptığı görüşmeler sonucunda, Türkiye'deki yargı sisteminin siyasi konjonktürden nasıl etkilenebileceğini ele alıyor. Yazıda, yargının bağımsızlığına inanan meslek mensuplarının şahsi olarak gelecek kaygısı taşımadığı, ancak hukuka uygun olmayan kararlar verenlerin siyasi konjonktürü yakından takip etmek zorunda kaldığı belirtiliyor. Ayrıca, yüksek yargı organlarında dönüşümün beklendiği, Anayasa Mahkemesi ve YÖK'te belirli gruplara yönelik atamaların yapılması planlandığı ve anayasa değişikliği çalışmaları için zemin arandığı ifade ediliyor.
3 Nisan 2024

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Anayasa'nın 3. maddesindeki 'devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü' ifadesine yönelik eleştirilerinde geri adım attı. Kurtulmuş, bu konuda bir tartışma varmış gibi gösterilmesinin bir algı operasyonu olduğunu belirtti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise Anayasa'nın ilk dört maddesine yönelik herhangi bir değişiklik girişimine sert tepki gösterdi. Kurtulmuş, yeni Anayasa sürecinde birçok kesimin görüşünün alınacağını ve Anayasa'nın özgürlüğü kısıtlayıcı hükümlerinin ele alınacağını ifade etti.
13 Ekim 2024

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'un 'Kimse yargıya parmak sallayamaz' sözlerine yanıt vererek, yargıya değil, Tunç'a parmak salladığını belirtti. İmamoğlu, Sözcü TV'de yaptığı açıklamada, hakkındaki siyasi yasak davasının erken seçimle sonuçlanacağını öne sürdü. Adalet Bakanı Tunç ise İmamoğlu'nun yargıya yönelik tehdit içeren sözlerinin uygunsuz olduğunu ifade etti. İmamoğlu, parmağının milletin parmağı olduğunu ve hükümetin sandığa gitmek zorunda kalacağını söyledi.
5 Eylül 2024

Mehmet Y. Yılmaz, Cumhurbaşkanı'nın talimatları ile göreve başlayan hâkim ve savcıların yargı organlarının bağımsızlığını ne kadar içselleştirebileceklerini sorguluyor. Yılmaz, bu durumun yargı bağımsızlığı açısından olumsuz bir fotoğraf sunduğunu belirtiyor ve genç hukukçuların üniversitede öğrendikleri değerleri görevleri sırasında hatırlamaları umudunu dile getiriyor. Ayrıca, bu durumun somut sonuçlarını son iki günde yaşanan bir olay üzerinden örneklendiriyor.
21 Şubat 2024

Eski Kızılay Başkanı Kerem Kınık’ın kızı Fatma Zehra Kınık, İstanbul Beykoz'da meydana gelen ve bir çocuğun ölümüne neden olan trafik kazası sonrası serbest bırakıldı. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, dosyada bir hata varsa itiraz yoluyla düzeltilebileceğini belirtti. Tunç, yargının vereceği kararla ilgili yorum yapmanın doğru olmadığını ifade etti.
13 Temmuz 2024

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra 'FETÖ' ile irtibatlı oldukları gerekçesiyle meslekten ihraç edilen ve sonrasında Danıştay tarafından göreve iadesine karar verilen 387 hakim ve savcı hakkında yeniden inceleme başlatıldığını duyurdu. Tunç, 2016'dan itibaren OHAL çerçevesinde toplam 4 bin 6 hakim ve savcının meslekten ihraç edildiğini hatırlattı. Bu kararların bir kısmının temyiz sürecinde olduğunu ve Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun bu iadelerle ilgili olarak yeniden bir inceleme süreci başlattığını belirtti.
17 Şubat 2024

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in istifa ettiği iddialarının kasıtlı bir yaklaşım olduğunu belirtti. Şimşek, istifa etmediğini ve dolaşıma koyulan senaryoların doğru olmadığını açıkladı. Sermaye Piyasası Kurulu, bu iddialarla ilgili piyasa dolandırıcılığı suçu işlendiğine işaret ederek hukuki işlem başlattı. Tunç, bu tür söylemlerin hükümeti yıpratmak amacıyla yapıldığını ve siyasilerin sorumlu davranması gerektiğini vurguladı.
24 Ağustos 2024

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, sokak köpeklerinin uyutulmasına ilişkin düzenlemenin sebepsiz yere hayvan öldürmeyi içermediğini belirtti. TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu'nda kabul edilen düzenleme, sivil toplum örgütleri ve hayvan hakları savunucularının tepkisini çekti. Bakan Tunç, düzenlemenin insan sağlığına zarar veren hayvanlarla ilgili tedbirler içerdiğini ve eleştirilerin siyasi amaçlı olduğunu savundu. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ise uyutma işlemini gerçekleştirmeyen kamu ve belediye görevlilerine hapis cezası verileceğini açıkladı.
24 Temmuz 2024

Ali Duran Topuz, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Türkiye'de belirginleşen anti-hukuk anlayışının kökenlerini ve etkilerini ele alıyor. Topuz, bu anlayışın Türkiye tarihinde Kürtlere yönelik hukuki tutumlarla bağlantılı olduğunu ve olağanüstü halin artık olağan yönetim tekniğine dönüştüğünü vurguluyor. İtalyan düşünür Agamben'in olağanüstü hal ve hukukun askıya alınması konusundaki görüşlerine de değinen Topuz, anti-hukukun sadece Kürtleri değil, herkesin maruz kalabileceği bir tersine hukuk olduğunu belirtiyor.
16 Temmuz 2024

Arslan Bulut, Türkiye'nin bilinçli olarak kötü yönetildiğini ve AKP iktidarının sorunların sebeplerini ortadan kaldırmak yerine sonuçların konuşulmasını engellemek için yasal önlemler aldığını iddia ediyor. Bulut, başıboş köpek sorununun çözülmesi için yasa hazırlandığını ancak sokak köpeği sayısının 10 milyona ulaşana kadar hiçbir şey yapılmadığını belirtiyor. Ayrıca, ülkenin başıboş bırakıldığını ve milyonlarca insanın sınırları rahatça geçtiğini ifade ediyor. Bulut, iktidarın kontrollü kaos yaratarak rejimi değiştirmek için zemin hazırladığını öne sürüyor.
25 Mayıs 2024

Ankara 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen bir davada, sanık avukatı mahkeme heyetindeki başkan ve üye hakimin başörtülü olması nedeniyle reddihakim talebinde bulundu. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, bu talebi 'eski Türkiye kafası' olarak nitelendirdi ve Ankara başsavcılığının olayla ilgili soruşturma başlattığını duyurdu. Tunç, kadınların inanç, eğitim ve çalışma özgürlüğünü gasbeden 28 Şubat zihniyetiyle hareket etmenin bir avukata yakışmadığını belirtti ve Türkiye'de son 22 yılda kadın hakları ve özgürlükleri konusunda önemli adımlar atıldığını vurguladı.
18 Mayıs 2024

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Abu Dabi'de düzenlenen WeProtect Küresel Zirvesi'nde, dijital çağda çocukları korumanın giderek zorlaştığını belirtti. Tunç, çocuk istismarıyla mücadelede uluslararası işbirliğinin önemine vurgu yaparak, internet platformlarının yasal yükümlülüklere uyması gerektiğini ifade etti. Ayrıca, zararlı içeriklerin yapay zeka teknolojileri kullanılarak önlenmesi gerektiğini savundu. Türkiye'nin bu alanda kararlı çalışmalar yürüttüğünü ve hukukun üstünlüğü konusunda daha iyi bir konumda olması gerektiğini dile getirdi.
4 Aralık 2024
İşaretlediklerim